Bir gece yine bu saatlerde,
İrkilip uyanancaksın,
Sonra üşüyeceksin,camı kapatacaksın,
Yavasça arkanı döneceksin.
Beni göreceksin,ruhumun yansımasını,
Korkacaksın,bağırmak isteyeceksin,
Ama içindeki garip huzur rahatlatacak seni...
Ruhuma dokunacaksın,
Sen her ruhuma dokunduğunda,
Üşüyeceksin...
Sonra aniden gideceğim.
Anlayacaksın,hissedeceksin,
Karanlık bir köşede öldüğümü...
Ağlamaya başlıyacaksın belkide...
Sonra bir gün,
Tam unutmuşken beni,
Bir ak güvercin konacak camına...
Sen yine bilgisayarın başında,
Yanında küllük,
Odan karanlık,
Gözlerin dolmuş bir şekilde otururken,
Ak güvercin tıklayacak camını...
Gök gürleyecek,yağmur başlayacak.
Sonra irkileceksin yine,o gece aklına gelecek...
Camda ıslanan beni göreceksin.
Bir kaç dakika kaybolup gideceğim
Bir anda karışacağım fırtınanın içine...
Yine düşüneceksin her anımızı,
O zaman anlayacaksın YOKLUĞUMU
O zaman anlayacaksın seni nekadar çok,
ÖZLEDİĞİMİ...
1.14.2009, Kategori: Sevgi : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!
Dedi Kadın..
Ölüm diye bir şey yok diyor kadın.
Üzerinde durduğun sandalı ters çevirecek.
Boğulurken tekrar doğacaksın kollarına.
İnanmıyor mu bana
Nefes almak için…
Korkusunu gizlerken Pan,
Tüm nehir kıyılarına kustu tek bir kelime için.
Neydi biliyor musun?
- sesin hiçbir bahara yakışmıyor.
- değildi işte. hayat başka yere akıyordu rengi vardı, kırmızıydı çoğu zaman ve bazen güzeldi herkesin aynsasından yansıyan yüz kadar. Damarlarımın dayanmadığı yer deyim.
- sus ve dinle
kendimi arıyordum ben,
kendimi arıyordum erken düşen yağmur damlalarında,
hiçbir ciğere girmemiş nefeslerde,
başka hiçbir dudağın değmediği ırmaklarda kendimi arayıp kendimi görüyordum ve belki de gömüyordum?
siyah inciler diz boğazıma kadar ağzımdan akıt kirini ellerinin?
anladım artık ben ?.
anladım artık
kendim diye bir şey yok hiç olmadı.
ben sandığım herşeyi bir başkalarında bıraktım.
anlıyorum… sadece anlıyorum!
9.8.2008, Kategori: Sevgi : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!
1 Yeni Mesaj Alındı ...
1 Yeni Mesaj Alındı ...
Hani bir hayal ya bu Sen olsaydın hala hayatımda mesela, ben gecenin sessizliğini içimi acıtan şarkılarla bozarken, bir mesaj gelseydi telefonuma. Gülümseyerek mesajı okusaydım.
- Uyumadım, sen niye ayaktasın bu saatte?
- Su içmeye kalktım.
- Uyu balım, erken kalkacaksın.
- Seni seviyorum, sende uyu artık. İyi geceler.
- Tamam yatıyorum. Bende seni seviyorum, iyi geceler.
-
Ve huzurla dalsaydım uykuya.
Rüyama hiç gelmezdin. Zaten istemezdim gelmeni.
Kızma balım !
İstemediğimden değil, korktuğumdan aslında.
Rüyada sevgili görmek, ayrılığa delalettir. Cümlesinin içime saldığı korkudan dolayı istemezdim seni rüyamda görmeyi.
Ve sabah olur.
Gözümü açar açmaz telefonu alırım elime.
1 mesaj alındı uyarısının beni en mutlu ettiği zamanlardır onlar.
- Günaydın aşkım
- Günaydın balım
Ya da hayal bu ya Şöyle de olabilir mesela;
Ve sabah olur.
Çok uyumuşumdur, artık öğlen olmuştur.
Telefon çalar.
Kölem ol gel desen, gelmem mi yar ?
Uğrumda öl desen, ölmem mi yar ?
Melodisi eşliğinde açarım telefonu.
- Efendim
- Günaydın aşkım
- Günaydın balım
- Hadi kalk artık, çok uyudun
- Tamam kalktım.
Devam eder tabi ki konuşma.
Ve SENİ SEVİYORUM la kapanır telefonlar.
Huzurla uyanırım.
Okula gitmek için hazırlanır, seni ararım.
- Çıkacağım evden şimdi, okula gideceğim
- Hava çok soğuk bebeğim sıkı giyin. Atkını al, bereni tak, hatta iki tane çorap giy.
- Saçmalama !
- Lütfen, çok soğuk. Üşür hasta olursun. Söz ver bana şimdi, dediğim gibi giyineceksin.
- Peki, tamam. Söz balım.
Ve SENİ SEVİYORUM la kapanır telefonlar.
Okula giderim.
Derse girmeden önce yine seni ararım.
- Derse giriyorum şimdi
- Tamam, ne zaman bitecek ders?
- Bilmem, sekizde biter sanırım.
- Tamam. Çıkınca mesaj at, merak ederim.
- Tamam balım.
- İyi dersler bebeğim.
- Teşekkürler.
Ve SENİ SEVİYORUM la kapanır telefonlar.
Ders biraz uzar. Mesaj gelir ardı ardına.
- Hadi bitmedi mi ders, çıkmadın mı daha?
Ders biter
- Çıktım şimdi, eve gidiyorum.
- Eve gidince haber ver bana.
Eve gelirim, yine konuşuruz.
Ve SENİ SEVİYORUM la kapanır telefonlar.
Uyumadan önce 1 mesaj alınır telefonlarımıza. Artık o an içimizden ne geldiyse yazılmıştır. Çalıntı değildir sözler, gerçektir, bizimdir. Yüreğim (iz) dir..!
Sonunda SENİ SEVİYORUM yazar.
Hayal ya !
Değildi,
Hayal değildin.
Gerçektin, benimdin. Hayatımın en güzel günleriydi o günler. Biteceğini hiç düşünmemiştim.
Bittin !
Gittin !
En güzel günlerimi, en acı hatıralara çevirdin giderken.
Hiç olmadığım kadar mutluyken, hiç üzülmediğim kadar üzüldüm.
Gitmezsin, benimsin sanarken, bir anda sensiz kaldım.
En gerçek hayalimi yıktın.
Uzatmaya gerek yok.
Giderken beni de bitirdin. Ama öldürmedin.
Keşke öldürseydin.
Şimdi hayal ya, acaba yine gelir misin?
Sensiz yokum ben, nefessizim, bir hiçim !
Hiç mi özlemedin?
Hiç merak etmiyor musun artık?
Bebeğin uyuyamıyor sensiz.
Günüm aydınlanmıyor sensiz. AŞKIM GÜNAYDIN demeni bekliyorum.
Bebeğin üşüyor, çok üşüyor. Sıkı giyinmiyor mesela sen gittiğinden beri.
Kimse merak etmiyor dersin ne zaman biteceğini ve ne zaman eve gideceğimi.
Bir başımayım!
Hayaldin, gerçek oldun.
Belki de bir rüyaydın.
Sevilen sendin ya hani, sevgiliydin ya Rüyaydın ve bittin işte. Ben uyanır uyanmaz ayrılık geldi.
Korktuğu başına gelirmiş insanın.
Bittin, bütün güzelliğinle
Yine hayal oldun.
Aslında şimdi acı bir hatıra oldun.
Özlenen, sevilen
Ve hala inadına beklenen sevgili
9.2.2008, Kategori: Sevgi : Yorum (1) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!
SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM...

Bu gece konugumsun.
Karanlik, yirtici düsler ve küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin bana...
Perdenin araligindan sizan mahcup ay isigi yorgun bedenini oksuyor...
Yanimda uyuyorsun. Kollarindaki, bacaklarindaki izleri, yaralari seyrediyorum.
Alimli, uçumlu bedenine, diriligine, büyülü gençligine tutkuyla bagli oldugun adamdan geliyorsun bana...
Dilsiz sevismelerinden...
Onu basindan beri hiç saklamadin benden.
Zaten ben yüzündeki solgunluktan, düs kirikligindan, gözlerinin sik sik bosluga düsmesinden anlamistim hemen.
Zaten yalanlarla yasayamazsin sen...
Ama gerçegi anlayinca içimdeki resim darmadagin olmustu bir anda. Resimdeki kirmizi ev yikilmis, çiçekler ezilmis, resimdeki bahçenin kapisi kirilmisti...
Neden, demistim sana, son bir umutla ve belki bir mucize olur, bana hiç beklemedigim bir gerekçe söylersin diye, tipki ölüm mahkumlarinin son anda bir kurtulus haberi beklemeleri gibi...
Gözlerime baktin. Evladini terk etmeye hazirlanan bir anne gibi baktin bana. Bir yalan aradin, buldun belki, ama söyleyemedin.
Yalanlarla yasayamazsin sen...
Içimdeki resim tutusmaya baslamisti. Resimdeki küçük çelimsiz, siyah önlüklü çocuk agliyordu umutsuzca...
Içimdeki resim yaniyordu. Çocukluk sevinçleri, düsler inançlar yaniyordu. Resimdeki siyah önlüklü çocuk nereye kaçacagini bilmiyordu...
Yakana sarildim ve neden? diye bagirdim seni sarsarak: Neden sevistin onunla?..
Seni sarsmam, yakana sarilmam, sana bagirmam senden güçlü oldugum için degildi. Tam aksine uçuruma düsüyordum, elimi tutup, birakmaman içindi...
Gözlerin yine bilinmeyen bir bosluga takilmisti. Bir süre sustun. Sonra konustun. Sesin hayat kadar yabanciydi, hayat kadar acimasiz, hayat kadar gerçekti...
Içimde taniyamadigim bir baska kadin daha var, dedin. Ve o kadin onun çekiciligine karsi koyamiyor... Öylesine büyülü bir yakisikligi, öylesine küstah bir kendini begenmisligi var ki kendime engel olamiyorum...
Bu gece konugumsun...
Karanlik, yirtici düsler, küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin yanima...
Perdenin araligindan sizan mahcup ay isigi yorgun bedenini oksuyor...
Kollarindaki, bacaklarindaki yaralari, izleri seyrediyorum...
Yanimda, öylesine masum uyuyorsun ki... Bu masumiyetinin arkasinda nelerin sakli oldugunu, içinde, sana da yabanci olan o kadini bilmeyi öyle çok isterdim ki...
Sahi, kimdi o kadin? Güçlü, yakisikli, kiskanç, sahiplenen, hatta küstah, seni inciten, üzen ve kendini begenmis erkeklere bu denli çeken neydi onu... O kadini bu parçalanmisliga sürükleyen kirli ve hastalikli merak neydi?..
Içindeki o bin yillik ezilmislik bu ezilmisligin hastalikli hazzi miydi karsi koyamadigi...
Kisiligini parçalayan, iradeni felce ugratan, gururunu tamamen teslim alan bu ruhsuz sevismelere onu hangi derin eksiklik çagiriyordu...
Sahi, kimdi o içindeki senin bile taniyamadigin kadin?...
Bana çekiciligine karsi koyamadigin bir baskasiyla sevistigini söyledigin günden sonra haftalarca görüsmemistik.
Askinla çok derinlere gömdügümü sandigim güvensizliklerim, komplekslerim, korkularim gömüldükleri yerden hiç olmadiklari kadar güçlenmis ve acimasiz inatlariyla ortaya çikmislardi yeniden...
Hakli olmanin, bir suçlu bulup yargilamanin rahatligini hiç tatmamistim ki...
Ortada bir yikim, bir ihanet, bir suç varsa kimsede degil, hep kendimde arardim ben...
Günlerce seni degil, kendimi yargilayip durmustum.
Bedenimi asagilamistim acimasizca.
Neden ben de içindeki kadini büyüleyen o adam gibi yakisikli, güçlü, gösterisli bir bedene sahip degildim?...
Neden baglandigin o genç adam gibi seni sinirlayip sahiplenmiyor, üzüp incitmiyor, içindeki o bin yillik ezilmisligi tahrik etmiyordum?...
Neden benim de dudaklarimin kenarinda kendini begenmis ve küstâh bir gülümseyis yoktu onun gibi...
O görmüstü de, neden ben seninle onca yil beraber oldugum halde içindeki sana yabanci oldugunu söyledigin kadini görmemistim...
Saçma, rezil, karanlik düsüncelerdi, ama ne yazik ki gerçekti...
Ama en çok neyini kiskandim biliyor musun? Onun önünde elbiselerini çikartip soyunmani, sevisirken adeta sayiklar gibi söyledigin ve bana dünyanin en masum sözleri gibi gelen o ayip sözcükleri ona da söylüyor olmani ve bir de onun yaninda uykuya dalisini kiskandim...
Ama asil aci olan bir gün ansizin seni kiskanmaktan vazgeçisimdi...
Bir gün ansizin öyle büyük bir yokluga düsmüstüm ki, bu yoklukta her seye olan inancimi yitirmistim...
Insan ancak birine inaniyorsa onu kiskanirdi...
Sen yokken her sabah dünyaya gözlerimi açip, etrafima baktigimda, burasi neresi, diyordum, kimim ben, kim bu insanlar, simdi ben bu koca gün ne yapacagim? diye düsünüyordum. Sanki bu hayatla ilgili bildigim her seyi unutmustum...
Ta ki sen bir gece vakti gözyaslariyla kapimi çalincaya kadar...
Öylesine baglilikla, öylesine susamislikla sariliyordun ki bana, sanki birden rollerimiz degismisti, simdi sen uçurumun kenarindaydin, seni tutmasi, korumasi gereken annen bendim senin...
Sana, senin bana sarildigin gibi sarilmasam senin resmin dagilacakti...
Içindeki kadin sana büyük bir tuzak hazirlamisti. Bedenin, ezilmisligin, karanlik önyargilarla kosullanmis güdülerin doyuyordu, ama ruhun öylesine susuz kalmis, kisiligin öylesine parçalanmisti ki...
Çünkü yakisikli bedenine vuruldugun, dudaginin kenarindaki o küstah ve kendini begenmis gülüsüne hayran oldugun genç adamla ruhunla, duygularinla ilgili konusacak, paylasacak hiçbir seyin yoktu...
Bedeninin onu özlüyordu, ruhun beni...
Içindeki, o yabancin olan kadin, arzuladiginda genç adama, onun iri, gösterisli bedenine, ipeksi, gergin kaslarina, bitip tükenmek bilmeyen cinsel enerjisine, seni küçümseyen, acitan o küstah yakisikliligina gidiyor, susuz kalan ruhun içinse bana geliyordun...
Peki, beni seninle birlikte olmaya iten neydi? Neden birakip gidemiyordum seni?..
Askta yasak olana, imkansizliga, mutsuzluga duydugum merak mi çekiyordu simdi seni bana...
Yoksa ne ondan, ne de benden vazgeçemedigin için yasadigin aciya, parçalanmisliga duydugum merhamet için mi birakamiyordum seni...
Artik benimle o bir zamanlar tutkuyla baglandigim bedenini paylasamiyordun.
Artik sevismiyorduk seninle. En azindan dürüsttük bu kadar kendimize ve bir baskasina...
Ama çiplak bedeninden çok daha mahrem ve sahici olan düslerini, duygularini, acilarini paylasiyordun benimle...
Çok küçükken, dayinin sana yaptigi cinsel tacizi mesela. Bugüne dek kimselere anlatamamistin bunu...
Aramizda cinsellik olmayinca artik ben de seninle her seyimi korusuzca konusabiliyordum... Düslerimi, annemi nasil derin bir sevgiyle sevdigimi, rüyalarimda onunla nasil sevistigimi, o büyük utancimi, karanlik iç dünyami, doyumsuzluklarimi hasta, yarali ruhumu...
Aramizda cinsellik olmayinca artik üzerinde iktidar kurmayi asla düsünmüyor, seni denetlemiyor, seninle gizliden gizliye rekabet etmiyordum...
Olmadigimiz gibi görünmeye çalismiyor, güvensizlikten kaynaklanan sahte üstünlük duygularimizi tatmin etmek için birbirimize kapris yapmiyorduk.
Siradanligin o büyülü içtenligini yakalamistik...
Kendimizle, hayatla, her seyle alay ediyorduk...
Karanlik ormanindan bana geldigin bir geceydi, hiç unutmuyorum. Yatak odasina girecektim ki, içerden, çocuksu ve adeta mahcup bir sesle: Soyunuyorum, içeri gelme, demistin...
Önce, böyle deyisine çok sasirmistim. Sen benim yillardir birlikte oldugum bir insandin. Ilk anda mahcubiyetine bir anlam verememistim. Içeri salona geçtim. Sonra bir sigara yakip düsündüm... Düsündüm... Bu mahcubiyetin, soyunuyorum, içeri gelme deyisin, bana çok anlamli geldi birden... Içim sevinçle, umutla doldu... Ve o an seninle her seye yeniden baslamaya karar verdim...
Buna hazirdim...
Seninle ölmeye bile hazirdim...
Soyunuyorum, içeri gelme, deyisin, bir kez daha asik etmisti beni sana... Ilk kez gibi... Ve bütün ilkler gibi sonsuz bir arzuyla...
7.31.2008, Kategori: Sevgi : Yorum (1) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!
Senden Başka !!
Senden Başka !!
Kendimi avutmak için bulduğum herşey
bir süre sonra anlamsız geliyor....
Birşeyler biterken yanı başında neyle avuna bilir ki insan...
Kendimce oyunlar buluyor,sıkılıyorum bir süre sonra,kitaplar hiçbirşey anlatmıyor yada kendimi dinlemek canımı sıkmaktan başka birşeye yaramıyor....
Sense bir yerlerde kendine duvarlar örüyorsun....
Biliyorum ki ne kadar ararsam arayayım
yanına gelebiliceğim bile kapı bulamayacağım...
Kendine duvarlar örüyor ve bizi dışarıya bırakıyorsun...
Olsun diyorum, ördüğün duvarları maviye boyuyorum....
Çiçekler ekiyorum dibine,büyümüyorlar...
Mavilerim soluyor,sen susuyorsun...ben ölüyorum...
Kendime yalanlar uyduruyorum,kendim bile inanmıyorum....
Oyunlar buluyorum sıkılıyorum durmaksızın birşeyler bitiyor içimde...
Sana sorduğum soruların hiçbir cevabı yok aslında duymayı beklediğim...
Sadece sesini özlediğimden... ellerimin arasından kayıp gidiyorumkendim bile tutamıyorum kendimi....
Ama olsun ben sana elimi uzatıyorum kurtar diye değil,sadece dokunmayı özlediğimden sana....
Senden başka bir nedenim yok....
Senden başka bir isteğim yok...
Senden başka hiçbirşeyim yok...
SENİ SEVİYORUM...
7.1.2008, Kategori: Sevgi : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!
<- : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->


